Halimin Gençliği!
21/8/2008 · Kategori: Hikaye
Artık gözgöze gelmeden, olanca dikkatlerini önlerindeki görevde yoğunlaştırarak ayrıldılar kulübenin kapısında. Halim kuzeye giden yolu izleyecekti. Muhammed Duhan, ise güneye gideni. Halim karşı yöne giden patikaya vardığında, bir an dönüp, onun Ankara sokaklarında süzülen gölgesini seyretti. Açık pencerelerden birinden müzik yayılıyordu sokağa, Seda Sayan olmalı dedi, bir Ciqara yakarken. Alacakaranlığın sarı sisinde buluşma noktasından uzaklamıştı. HeSiktir Len! diye mırıldandı sigarasını yere atarak. Dal kırılmasına benzeyen bir sesti duyduğu. Zeynel hiçbir şeyin farkında olamaz, dedi heyecanını bastırmak için. Herşeyin bitmek üzere olduğunun farkındaydı. Köpeklerin havlamaması gerekiyordu, havlamadılar. Sezai oraya onlar için bir Pasha bırakacaktı. Evet, Pasha oradaydı. Kapıyı iterek bahçeye girdi, hiçkimse yoktu görünürde. Muhammed Duhan çoktan burada olmalıydı diye düşündü, çiçeklerin arasından geçerek arka bahçeye doğru ilerlerken. 24 yaşındayım dedi, bunu ben de yapabilirim. Hava aydınlanıyordu, 'herşey yolunda giderse' dedi, 'Sürmene sahilinde olacağım bir hafta sonra, İskender ve Kola ve tembellik.' Gülümsedi, heyecanını bastırarak kapıyı itti. Karanlık ve korkunç bir gölgeydi karşısında duran. Sanki bir Hayalet... Ama Hayalet değildi, bunu biliyordu. Zeynel kıpırdarken silahını boşalttı.