« Önceki |

29/6/2009

Nazmi AKINCI'ya acil şifalar dileriz...

Javdes A.Ş Genel Müdürü Emekli Albay Sayın Nazmi Akıncı'nın geçirmiş olduğu elim rahatsızlığı büyük bir teessürle öğrenmiş bulunmaktayım. Sayın Nazmi Akıncı'ya Cenab-ı Allah'tan acil şifalar diler, nice yıllar ailesi ile sağlıklı bir ömür geçirmesini ve Javdes A.Ş'deki başarılı hizmetlerine devam etmesini temenni ederim. Saygılarımla Kızılcahamam Ayşe Bezci Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi Personeli Hasan Hüseyin Yıldırım.

 

21/5/2009

Tarihi Eser Kaçakcılığının Sonuçları

TARİHİ ESER KAÇAKÇILIĞNIN SONUÇLARI

Anadolu tarihi ve kültürü öylesine derin ve önemlidir ki belki de bundan dolayı tarihi eser kaçakçılığı bu topraklarda daha çoktur. Ülkemizdeki kaçak kazıların, antika merakının ve köşeyi dönme sevdasının ve çok doğaldır ki bu alandaki bilgisizliğin de etkisiyle ne yüksek boyutta olduğunu bilir herkes. Hemen hemen her köyde bir defineci olduğunu varsayarsak Anadolu’daki toplam köy sayısı kadar tarihi eser kaçakçısı var demektir. Ülkemizde, acaba, kaçak olarak kazılmamış bir nekropol ( antik dönem mezarlığı ) var mıdır, derseniz, bu soruya olumsuz yanıt vermek zorundayız. Yine, kamu kuruluşlarının yaptığı tahribat da buna bir başka örnektir. Türkiye’deki kalkınma planlarının ve projelerinin ne yazık ki çoğu saman kültür boyutu göz ardı edilir, hiç önemsenmez. Tüm bu yasa dışı kültürel yıkım on yıllardır sürerken hiçbir duyarlılık göstermeyen toplumumuzun bir tarihi eser yurt dışına kaçırıldığında olayı milli mesele yapması ve o eserin geri getirilmesi için duyarlı gibi görünmesi çok ilginçtir.

        Aslında, tarihi eser kaçakçılığı antikçağda, özellikle Bizans döneminde vardı. O zamanki ölü gömme adetleri gereği ölenlerin yanına konan değerli eşyalar, altın, ziynet vb. bu kaçakçılığın doğmasında önemli etken olmuş olmalı. Özellikle Bizans döneminde böyle olmuştur. Birçok nekropol böyle yağmalanmıştır. Buna en güzel örnek, Pamukkale’deki Hierapolis kentinin mezarlığıdır. Sonraları bu kaçakçılık daha da yaygınlaşmıştır. Antik kentlerin üzerine ya da yakınına kurulan Türk yerleşmeleri de yıkımı sürdürmüştür. Ancak yaşadığımız yüzyılda bu yıkım baş döndürücü bir hızla artmıştır.

        Anadolu için “ uygarlıkların beşiğidir “, denir sık sık. Ancak bu yıkım ve kaçakçılık sürdüğü sürece bir uygarlıklar mezarlığı olacaktır ülkemiz. Ülkemizde, büyük bir savurganlıkla tarih öncesi dönemlerden Osmanlı döneminin sonlarına kadar kültürel mirasımızı yok etmek ve her türlü izi silmek için çabalayıp durduğumuz da bir gerçektir. Her ne kadar son yıllarda bir koruma bilinci yeşermiş olsa da bunun henüz yeterli düzeyde olduğunu söylemek güçtür. Hemen hemen tüm kentlerimiz bu yıkım ve tahribat sonucu adeta belleklerini yitirmiş , tarihsel dokuları yitip gitmiştir. Bu satırlarda koruma ve tarihsel kent dokularıyla ilgili daha önce birçok kez yazı yazıldığı için konunun ayrıntısına girmek gereksizdir.

        Anadolu’nun tarihini açığa çıkarmak amacıyla ülkemizde yüze yakın arkeolojik kazı yapılırken bu alandaki yabancı arkeolojik kazı taleplerini Kültür Bakanlığı her nedense geri çevirmektedir. En acemi bir kazı ekibinin yapacağı bir çalışma tarihi eser kaçakçılarının yapacağı yıkımdan daha yeğ değil midir?Hep övünüp durduğumuz o zengin tarihsel mirası nasıl koruyup gün ışığına çıkaracağız başka türlü?  Bu konuda ileri sürülen sava göre üniversite kazı ekipleri yetersizdir. Bu sav temelsizdir; en deneyimsiz bir kazı ekibi bile kaçak kazılardan daha yeğdir. Ülkemizde çalışma yapmak isteyen dünyanın en iyi arkeoloji ekiplerini reddetmekle, onları diğer ülkelere kaçırmakla acaba kim kazançlı çıkmaktadır? Bir dizi sorunlar yumağı ne yazık ki bu tarihsel yıkımı önlemede engel oluşturmaktadır.

        Kaçak kazıların yaptığı yıkıma bir örnek de bugün bilimsel kazıların yürütüldüğü Tralleis antik kentidir. 1980’li yıllarda dönemin mülki amirince verilen bir izinle definecilerin yaptığı Jimnazyumdaki kazı tam anlamıyla bir felaket olmuştur. Bugün, diğer alanlarda da bu yıkımın hâlâ izleri ortaya çıkmaktadır.

<_script /><_script /><_script /><_script /><_script /><_script />

21/5/2009

Kuş tüyü yastıkta astım tehlikesi

Rahat bir uyku uyuyacağım diye sağlığınızdan omayın

Trakya Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erhan Tabakoğlu, kuş tüyü yastık kullananlarda astım hastalığı şikayetinin arttığını bildirdi.

Doç. Dr. Tabakoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, astım rahatsızlığı olanların kuş tüyü ya da samandan yapılmış yastık, döşek ve şilte kullanmaması gerektiğini söyledi.

Astım şikayeti olan kişilerin, elyaf malzemeli özel astım yastığı ve yatak takımları kullanılabileceğini belirten Doç. Dr. Tabakoğlu, şöyle dedi:

''Eski yün battaniyeler yerine içi sentetik elyaf doldurulmuş yorganlar alınmalı. Perdeler, battaniyeler, yatak çarşafları düzenli olarak çok sıcak suda yıkanmalı ve güneşte kurutulmalı. Özellikle çocuk oyuncaklarının yıkanabilen tahta veya plastikten olmasına dikkat edilmeli.''

Astımlı birçok kişinin tüylü hayvanlara alerjik olduğunu ifade eden Doç. Dr. Tabakoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu tür hayvanlar varsa dışarıda tutulmalıdır. Astımlı kişiler sigara içmemeli, güçlü kokuları evden uzak tutmalı, oda kokuları, kokulu mumlar, tütsüler, parfümlü sabun, şampuan veya losyonları kullanmaktan kaçınmalı. Tüylü koltuklar, minderler ve fazla yastıklar kaldırılmalıdırır
<_script /><_script /><_script /><_script /><_script /><_script />

 

 

 

21/5/2009

Fazla Gülmek ve Ağlamak Astım Krizine Neden Olabiliyor

Fazla gülmek ve ağlamak astım krizine neden olabiliyor



Gülerken krize girmeyin

Gülerken krize girmeyin Dil çıkar

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erhan Tabakoğlu, ”Fazla gülmek ve ağlamak astım krizine neden olabiliyor” dedi.

Tabakoğlu, astımın her yaştan bireyi etkileyebilen, doğru tedavi ile kontrol altına alınabilen, tedavi edilmediğinde ise günlük aktiviteleri ciddi olarak kısıtlayan kronik bir hastalık olduğunu söyledi.

Türkiye’de bu hastalığın tedavisi ile ilgili gereken her türlü ilaç ve tedavinin bulunduğunu ifade eden Tabakoğlu, ancak buna rağmen Türkiye’de astımlı hastaların yalnızca yüzde 1,25′inde bir yıl boyunca tam kontrol sağlanabilirken bu oranın batı Avrupa’da yüzde 5,3 olduğunu belirtti.

Astım hastalarının yüzde 90′ının gündüz, yüzde 60′ının da geceleri daha fazla rahatsızlandığını anlatan Tabakoğlu, şunları kaydetti:

”Astımlıların yüzde 80′i günlük yaşamının bu hastalıktan etkilendiğini belirtmekte. Ancak yüzde 43 gibi yüksek bir oranı iyimser bir algılama sonucu hastalığının kontrol altında olduğunu düşünmektedir. Bu hastalık erişkinlerde iş gücü, çocuklarda okul devamlılığında azalmaya neden olmaktadır. Aynı zamanda hasta iyi tedavi edilmezse fazla gülmek ve ağlamak astım krizine neden olabiliyor. Astım, gelip geçici bir hastalık değildir. Bu nedenle hastalık belirtilerini tetikleyen faktörler kişiye özgü şekilde tanımlanmalı, bu faktörlere maruz kalmaktan kaçınması önerilmeli ve ilaç tedavisine uyulmalıdır.”

20/5/2009

ADSL Hızınızı Test Edin

http://speedtest.ttnet.net.tr/ Adresine giderek adsl hızınızı test edebilirsiniz....

 

NOT: Bu servis TT Net kullanıları içindir...

19/5/2009

Türkan SAYLAN

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Başkanı Türkan Saylan için Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda düzenlenen törene, sevenleri yoğun ilgi gösteriyor.
Törenin düzenleneceği bin 680 kişilik salon törenin başlamasına bir saat kala hınca hınç doldu. Salonda oturacak yer bulamayanlarlar ayakta kaldı. Ayrıca Törene, DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Emekli Orgeneral Tuncer Kılınç, CHP İstanbul Milletvekili Birgen Keleş, Bulutsuzluk Özleminin solisti Nejat Yavaşoğulları'nın katılanlar arasında olduğu görüldü.

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Genel Başkanı Prof.Dr. Türkan Saylan'ın (74) cenazesi, ilk tören için Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'ne getirildi. Cenazenin getirilmesiyle birlikte salondan, "Türkiye laiktir, laik kalacak" sloganları yükseldi.

Törenin başlamasına saatler kala Prof.Dr. Saylan'ın sevenleri kongre merkezini doldurmaya başladı.Binlerce kişi tören için yerlerini alırken, dışarıda da büyük bir kalabalık toplandı.

Cenazenin getirilişinden hemen önce kongre merkezi önünde dev Türk bayrağı ve Prof.Dr. Saylan'ın dev fotoğrafı açıldı. Törene katılanlar, "Yiğidim Aslanım" isimli türkü ve şarkılara hep bir ağızdan eşlik ederken, Prof.Dr. Saylan'ın sevenleri gözyaşları döktü. Bu sırada CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP'li heyet, salona girdi. Büyük alkış alan CHP'lilerin içeriye girişi sırasında salonda "Türkiye laiktir, laik kalacak" sloganları yükseldi.

Zincirlikuyu'dan oluşturulan kortej, saat 14.00 sıralarında Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'ne ulaştı. Prof.Dr. Türkan Saylan'ın sevenleri, cenazeyi "Türkiye laiktir, laik kalacak" sloganları ve alkışlarla karşıladı. Cenaze daha sonra sevenlerinin omuzlarında kongre merkezine giriş yaptı. Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül de, cenazeyi omuzlayanlar arasında yer aldı. Cenazenin salona girişiyle birlikte sevenleri Prof.Dr. Saylan'ı uzun süre alkışladı. Salondan, "Türkiye laiktir, laik kalacak" sloganları yükseldi. Prof.Dr.

Türkan Saylan'ın cenazesi, burada yapılacak törenin ardından kortej eşliğinde cenaze namazı için Teşvikiye Camii'ne götürülecek.

Cenaze programı

14.30: Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda "Türkan Saylan Saygı Töreni"

14.30-15.30: Tören, konuşmalar ve saygı geçişi

15.30-16.00: Cenaze korteji Zincirlikuyu'dan Teşvikiye Camii'ne yürüyecek

16.00-17.00: Teşvikiye Camii'nde ikindi namazını müteakip cenaze namazı

17.30-18.30: Camiden hareket, Rumeli Caddesi, Haláskárgazi Caddesi, Büyükdere Caddesinden kortej eşliğinde Zincirlikuyu Mezarlığı'na varış

18.30-19.00: Türkan Saylan'ı ebedi istirahatgáhına uğurlama



GÜLER SABANCI: ''TÜRKAN HOCA YAPTIKLARIYLA UNUTULMAYACAK BİR KİŞİDİR''
Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan'ın olağanüstü enerjisiyle Türkiye'nin çağdaş eğitim konularında yaptıklarıyla unutulmayacak bir kişi olduğunu belirtti.

Güler Sabancı, Prof. Dr Türkan Saylan'ın vefatına ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, şunları kaydetti:

''Prof. Dr. Türkan Saylan'ın vefatını üzüntüyle öğrenmiş bulunuyorum. Türkan hoca, olağanüstü enerjisiyle Türkiye'nin çağdaş eğitim konularında yaptıklarıyla unutulmayacak bir kişidir.
Yakın çalışma arkadaşlarına ve Türkiye'ye baş sağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun.''

SABİH KANADOĞLU: "BU UTANÇTA PAYI OLANLAR DAHA FAZLA ÜZÜLSÜN"
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği(ÇYDD) Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan için Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda düzenlenen törene katılan Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Türkan Saylan'ın Ergenekonla suçlanmasıyla ilgili olarak "Bu utançta payı olanlar daha fazla üzülsünler" dedi.

Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'na girerken uzun süre alkışta ayaklanan Sabih Kanadoğlu, Gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Saylan'ın ölümüne çok üzüldüklerini dile getiren Kanadoğlu "Onun öğrettikleri, onun yetiştirdikleri yolumuza ışık tutmaya devam edecek. Üzgünüz ama ölüm hepimizin başında" diye konuştu.

Saylan'ın Ergenekon'a yönelik suçlanmasıyla ilgilide düşüncelerini dile getiren Sabih Kandoğlu "Söyleyebileceğim tek şey bu utançta payı olanlar daha fazla üzülsünler" dedi.

İSMAİL ULUSOY: "SAYLAN, KENDİSİNİ GERÇEKLERİN AYDINLANMASINA ADAMIŞ BİR DAVA İNSANIDIR"

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Kayseri Şube Başkanı Dr. İsmail Ulusoy, Prof. Dr. Türkan Saylan'ın ölümünden duyduğu üzüntüyü dile getirerek, başsağlığı diledi.

ADD Kayseri Şube Başkanı Ulusoy, yaptığı açıklamada, Prof. Dr. Türkan Saylan'ın ölümünden dolayı doğan boşluğun doldurulacağına inandığını söyledi.

Ulusoy, Saylan'ın gerçekleri aydınlatılmasına adamış bir dava insanı olduğunu belirterek, "Ülkemizin yetiştirdiği az sayıdaki gerçek bilim adamlarımızdan birini, Prof. Dr. Türkan Saylan'ı kaybetmiş bulunuyoruz. Türkan Saylan, bir bilim adamı olduğu kadar, kendisini ve yaşamını gerçeklerin aydınlanmasına ve onları bir takım gerici, bölücü ve yıkıcı akımların etkisinden korumaya adamış bir dava insanıdır. Onun ışığında feyz alan gençlerin ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinin diğer yönetici ve üyelerin bu boşluğu dolduracağına güveniyoruz" diye konuştu.

ÖNDER AYDIN: "SAYLAN'IN İDEALLERİ AYNI KARARLILIKTA YAŞATILACAK"
Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltraşlar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Önder Aydın, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Türkan Saylan'ın hayatını kaybetmesinden ötürü büyük üzüntü duyduklarını söyledi.

Aydın, yaptığı yazılı açıklamada, Türkan Saylan'ı Cumhuriyet'in yetiştirdiği çok değerli bilim kadını, ödünsüz Atatürkçü ve çağdaş yaşamın yılmaz savaşçısı olarak niteledi ve "Büyük bir boşluk bırakarak aramızdan ayrılan hocamızın idealleri aynı kararlılıkla yaşatılacaktır. Aydınlıktan, uygarlıktan ve insanlıktan yana olan tüm halkımızın başı sağolsun.Anısı ve mücadelesi önünde saygıyla eğiliyoruz" dedi.





Görevimi Yaptım Artık Rahatça Ölebilirim !

Görevimi yaptım artık rahatça ölebilirim...
19.05.2009
ÇYDD Genel Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan, bir gün önce, “Görevlerimi yerine getirdim artık ölüme de hazırım” demişti. Vasiyeti her köye bir okul, her kasabaya kız öğrenci yurdu oldu
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan, uzun süredir tedavi gördüğü İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Onkoloji Yoğun Bakım Servisi'nde dün sabah 04.45'te hayata gözlerini yumdu. Ölümünden bir gün önce "Bana düşen görevleri yerine getirdim ölüme de hazırım" diyen Saylan, bilinci kapanmadan önce son kez bir araya geldiği ailesi ile dernek yöneticilerinden "vasiyet" niteliğinde bir dizi istekte bulundu. Saylan, kız öğrenci sayısının 36 binden 100 bine çıkarılmasını, Türkiye'deki her köye bir okul yapılmasını ve her kasabada kız öğrenci yurdu yapılmasını istedi. Oğulları Çağlayan ve Çınar Saylan ile bazı ÇYDD üyelerinin de hastanede olduğu bir sırada yaşama veda eden Saylan'ın ölüm haberi üzerine yakınları ve dostları İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Onkoloji Yoğun Bakım Servisi'ne akın etti. Saylan'ın 19 senedir meme kanseri tedavisi gördüğünü belirten doktorları, bilincinin son 24 saatte kadar açık olduğunu ölüm sebebininin ise vücuttaki organların genel yetersizliği olduğunu bildirdi. Saylan'ın doktorlarından Pınar Saip, son 24 saate kadar suyunu içip dondurmasını yediğini belirten Saip, basın mensuplarının soruları üzerine Saylan'ın, "Ben bütün randevuları tamamladım. Bana düşen bütün görevleri yerine getirdim ölüme hazırım" mesajını verdiğini belirtti. Saip, Saylan'ın vücuttaki organların genel yetersizliği sonucu hayatını kaybettiğini sözlerine ekledi. ÇYDD'nin Şişhane'de bulunan Genel Merkezi ise ölüm haberinin ardından taziyeye gelenlerin akınına uğradı. ÇYDD kurucu üyelerinden Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu "Hukukçu kimliğimle bir şey ifade etmek istiyorum. Tam 5 hafta önce bu saatlerde gerek evinin, gerek dernek merkezinin, devlet görevlilerince aranmasıyla Türkan Hoca hukuk dışı bir işlemle karşı karşıya geldi. 5 hafta sonra hocamızı kaybettik'' dedi. Saylan'ın ölümünden önceki son isteği Ergenekon soruşturmasında el konulan notlarının iadesi oldu. Savcılık bu talebi 10 gün önce yerine getirdi.

İLK TÖREN LÜTFİ KIRDAR'DA
Saylan'ın naaşı bugün saat 13.30'da Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Merkezi'nde getirilecek. Tören ve konuşmaların ardından saygı geçişi yapılacak. 16.00'da Teşvikiye Camisi'ne getirilecek. 17.00'de Teşvikiye Camisi'ndeki tören ve ikindi namazına müteakip cenaze namazından sonra Rumeli, Halasgargazi ve Büyükdere Caddesi izlenerek kortej eşliğinde Zincirlikuyu Mezarlığı'na getirilecek. Saylan burada toprağa verilecek. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Yüksel, Saylan'ın toprağa verilişinin 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı'na denk gelmesinin ise çok anlamlı olduğunu belirterek, "Atatürk'ün kurtuluş mücadelesini başlattığı 19 Mayıs'ta Ata'sına kavuşacak" diye konuştu
.
BARIŞ SÖZAL - MESUT ER - MUSTAFA KAYA - Veli SARIBOĞA /
SABAH

Çağdaş Türkiye için adanmış bir ömür...
Yıllardır mücadele ettiği kanser hastalığı sonucu yaşamını yitiren ÇYDD Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan, hayatını çağdaş Türkiye hedefiyle okumayan çocukların eğitimine adamıştı. Cumhuriyet mitingleri ve 'Ne şeriat, ne darbe' söylemiyle adı ön plana çıkan Saylan, Ergenekon soruşturmasının ardından sergilediği duruşla ölünceye kadar Türkiye gündeminden düşmedi. Saylan, Cumhuriyet döneminin ilk müteahhitlerinden Fasih Galip Bey ve Leyla adını alan İsviçreli Lili Mina Raiman çiftinin beş çocuğundan en büyüğüydü. 13 Aralık 1935'te İstanbul'da doğan Saylan, 1963'te İstanbul Tıp Fakültesi'ni bitirdi. 11976'da Lepra (Cüzam) çalışmalarına başlayan Saylan, Cüzamla Savaş Derneği ve Vakfı'nı kurdu. 1986'da kendisine Hindistan'da "Uluslararası Gandhi Ödülü" verildi. Dünya Sağlık Örgütü'nün Lepra konusunda danışmanı olan Saylan, Uluslararası Lepra Birliği'nin (ILU) kurucu üyesi ve Başkan yardımcısıydı. Saylan, 21 yıl, gönüllü olarak Lepra Hastanesi Başhekimliği'ni yaptı. 1981 - 2001 yılları arasında İstanbul Tıp Fakültesi Lepra Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğü'nü yürüttü. 2002'de emekli oldu. 1989'da ÇYDD'yi kuran ekipte yer aldı. Saylan'ın biri grafiker, diğeri hekim 2 oğlu ile 2 torunu var. SABAH

Eğitim çabaları övüldü
Cumhurbaşkanı Gül: Özellikle cüzam hastalığıyla mücadele konusundaki çalışmaları ve eğitim alanındaki hizmetleri takdirle karşılanmıştır. Başsağlığı dileklerimi iletiyorum.
TBMM Başkanı Toptan: Çok üzüldüm. Kızların eğitimi için uğraş veren eğitim sevdalısıydı.
Kültür ve Turizm Bakanı Günay: Yaptığı bütün hizmetler, iyi niyetler, gayretler için ülkem adıma, milletimiz adına teşekkürlerimi iletmek istiyorum manevi huzurunda.

Siyasetsiz cenaze töreni
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Aysel Çelikel, Prof. Dr. Türkan Saylan için yapılacak cenaze töreninin, hiçbir siyasi boyutunun olmayacağını, sadece halkın sevgisine dayalı bir tören gerçekleştirileceğini bildirdi. Şişli Belediyesi'nde gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Çelikel, Saylan'ı Atatürk'ün kızı olarak nitelendirdi ve bu ifadeyi, Saylan'ın böyle anılmak istendiği için kullandığını söyledi.

19/5/2009

MaviSeker

Gözü yaşlı gündüz programlarından sıkılanlar;atv “MAVİ ŞEKER” ile gündüzlerinize bambaşka bir renk katıyor… Sıcacık sohbetler, eğlenceli yarışmalar, komik haberler, dedikodu, müzik sempatik sunucu Ece Erken ile “MAVİ ŞEKER”de bir araya geliyor…

Hafta içi her gün canlı olarak yayınlanacak programın sunuculuğunu
Ece Erken yapıyor...

Seyircilerini hıçkırığa boğan diğer gündüz programlarının tersine Mavi Şeker’de; birbirinden değerli konuklar, müzik, eğlenceli yarışmalar, komik haberler, dedikodu ve bol bol kahkaha var.

Mavi Şeker sempatik sunucusu Ece Erken’le birlikte, gözü yaşlı gündüz programlarından sıkılan seyirciye eğlenceli bir alternatif sunuyor.  


MaviŞeker'de 19.05.2009 günü Dünya'da ilk olarak 3 yunusla birlikte gösteri yapıldı.



Mavi Şeker Programı Her Hafta Salı Günü Saat 13:00'de...
Her zaman canlı yayın yapılmaktadır...

15/4/2009

ÖYKÜ:YA ŞİMDİ YA ASLA

 

 Ya  Şimdi  Ya  Asla               AHMET  ÜNAL  ÇAM

 

Genç adam, gazete almak için yolunu uzatmış ve işe gitmek için ilk defa geldiği bir otobüs durağında beklemeye başlamıştı. Havada bir bahar kokusu içinde sebepsiz bir neşe ile şarkılar mırıldanıyordu.

 

Birden gözü, yeşil kazaklı, uzun saçlı kıza takılmıştı. Ne kadar güzel olduğunu düşündü. O anda genç kız gökyüzüne bakarken –aklından ne geçtiyse- tatlı tatlı gülümsemişti. Genç adam; “Gamzeleri ne çok yakışıyor, ne güzel gülümsüyor” dedi kendi kendine.

 

Güzel kız, gamzeli gülüşü ile gökyüzüne bakarken, genç adamın kendisine baktığını fark etti, utandı. Başını başka tarafa çevirdi. Fakat başını çevirirken, genç adamın da utanıp, telaşlandığını fark etmişti. “Bu devirde utangaç erkek ha!..” diye tekrar gülümsedi. Merak etmişti işte, dayanamadı, yavaşça bakışlarını delikanlıya çevirdi. Delikanlı, hâlâ utanmış vaziyette, başka taraflara bakmaya çalışıyordu. Bir genç kızı rahatsız etmiş hissediyordu kendini. Oysa genç kız, güzelliği nedeniyle çok rahatsız edilmiş ve kendisini bakışlarıyla dahi rahatsız etmeye çekinen bir delikanlıyla karşılaşmak çok hoşuna gitmişti.

 

Delikanlı yüzü kızarmış halde çekinerek tekrar kıza baktı, kız o harika gamzesiyle bu kez ona doğru gülümsüyordu. Ne olduğunu anlamadı, eli-ayağı dolaştı, elinden gazete yere düştü. Genç kızın, kendisine bakması daha da utandırmıştı.

 

Genç kız, bu gülümseyerek bakışı karşısında, delikanlının kendisiyle konuşmaya cesaret edebileceğini bile düşünmüştü ama delikanlının telaşlanıp, sakarlaşması içine, şefkatle karışık bir sevgi yayılmasına yol açtı. “Bu devirde utangaç, hatta kendisine gülümseyen bir kızı bile rahatsız etmeyen biri zor bulunur” diye düşündü.

 

Genç kız, elindeki gazeteyi elinden eline değiştirip duran delikanlıya doğru yürüdü, utangaç delikanlı fırça yiyeceğini düşünerek, kaderine razı beklemeye başladı. Genç kız delikanlıya gülümseyerek devam etti, gazeteciden delikanlının okuduğu gazetenin aynısından aldı.

 

Gazetenin üzerine bir şeyler yazdıktan sonra yine delikanlının yanından geçmeye çalıştı ama çarpıştılar. İkisinin de gazeteleri ellerinden düşmüştü. Asıl çarpan genç kız olduğu halde delikanlı özür dileyip duruyordu. Genç kız, telaşlı, sakar haldeki delikanlıdan önce davranıp gazeteleri yerden aldı ve sakinleştirmek ister gibi yumuşak bir sesle; “-Asıl ben özür dilerim, ben size çarptım.” diye gülümseyerek gazeteyi uzattı. Delikanlı hiçbir şey söyleyemedi, dili tutulmuştu sanki.

 

            Genç kız duraktaki eski yerine geçti. Duraktaki diğer insanlar, iki genç arasında başlayan fırtınadan habersizce gelecek otobüsün yoluna bakıyordu sadece.

 

            Genç adam, içinde büyük bir heyecanla kıpırdayıp duruyor, kendi kendine konuşuyordu; “-Ölüm mü var yahu, gidip konuşsam, tanışsam. Sanki o da bana gülümsedi gibi…” diye içi içini yiyordu. Cesaretini bir türlü toplayamıyordu.

 

Her iki gencin otobüsü aynı anda geldi, öndeki otobüse genç kız binip uzaklaşırken, yüzündeki gamzeli gülüş yerini hüzne bırakmıştı.

 

Genç adam da otobüsüne binmiş, kendini teselli ediyordu; “-Yarın cesaretimi toplayacağım, mutlaka konuşacağım” diye düşündü, içine güvenden kaynaklanan bir huzur ve gülümseyiş yayıldı.

 

Genç kız, yanlış otobüse binip yarı yolda indiği için ilk ve son defa geldiği durağa ağlamaklı gözlerle baktı. “-Beni beğenseydi, en azından peşimden bu otobüse gelirdi” bakışlarını, delikanlının başka yola sapan otobüsüne çevirdi. “-Neyse, en azından telefonumu yazdığım gazete ile onunkini değiştirmem iyi oldu.” Gülümsedi; “-Beğendi beni, bakışları yalan söylemez, beğendi beni, gazeteye yazdığım telefonumu görünce mutlaka arayacak”. Gülümsemesi yine gamzelerle süslenerek düşündü; “-İmza olarak –duraktaki kız- yazmam iyi mi oldu acaba”.

 

Delikanlı, genç kızın uzaklaşan otobüsünü köşeden kaybolana kadar izledi, “-Yarın mutlaka.. mutlaka konuşacağım” dedi. Otobüsten indiğinde gazeteyi oturduğu yerde unuttuğunu fark etti ama gazete filan umrunda değildi, gamzeli bir gülüş gözlerinden gitmiyor, başka bir şey düşünemiyordu zaten…

 

Ahmet Ünal ÇAM  Öykü Yazılış : 14-11-2006 16:45
Muhammed Duhan GÜLER Değiştiriliş: 14-04-2009 09:07

15/4/2009

Ahmet Ünal ÇAM'a ElitBlog'dan Özür

Elitblog'un sahibi Ahmet Ünal ÇAM'dan özür diledi.


"Ahmet Ünal ÇAM'ın şiirlerini,öykülerini,hikayelerini İZİNSİZCE ALDIK.

Ahmet Ünal ÇAM'dan özür diliyoruz.

Bundan sonra onun paylaşımlarından alıntı yaparken mutlaka Ahmet Ünal ÇAM'dan alıntıdır diye yazacağız."dedi.

Aslında sevgili ElitBlog sahibimizin bir suçu yok ben alıntı yapmıştım.
Kendisi röpertaj ile ilgilenecem diye blogla ilgilenemiyor.

14/4/2009

ELİTBLOG ARAMA MOTORU

Sizinde arama motorumuzda sitenizin adresi olsun istemez misiniz?

BURAYA YORUM OLARAK:

-SİTE ADRESİNİZİ
Örnek: http://elitblog.blogcu.com
-SİTE KATEGORİNİZİ
Örnek: GENEL
-SİTE TANIMINIZI
Örnek: ElitBlog Türkiye'nin En Çok Ziyaret Edilen Bloğu..!
-MAİL ADRESİNİZİ
Örnek: m.duhan06@hotmail.com

Arama Motoru Adresi: http://funnylogo.info/engines/Google/White/ELITBLOG.aspx